Archive

Nisan 4th, 2012

HANGİ UYKU DAHA DİNLENDİRİCİ?

NASA (Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi) tarafından desteklenen bir araştırmada, uykuya ayrılan üç saat gibi kısa zaman zarfının en iyi nasıl değerlendirilebileceği araştırılıyor.

SURLARIN DİBİNDEKİ İKİNCİ AYASOFYA

İstanbul'un, Bizans döneminden kalma en önemli eseri denince akla ilk gelen, şüphesiz Ayasofya'dır. Ayasofya, İslâm dünyası için olduğu gibi, Hıristiyan dünyası için de bir semboldür. Ancak Bizans döneminden kalma bir eser daha var ki, o da taşıdığı hususiyetler itibariyle Ayasofya'dan sonra istanbul'un en meşhur Bizans devri eseri hüviyetindedir. Fâtih Sultan Mehmed Hân (k.s.) hazretlerinin İstanbul'u fethetmesinden sonra câmiye tahvil edilen altı kiliseden biri olan Kariye veya eski adıyla St. Savior Kilisesi'dir.

AYASOFYA VE İŞGÂLCİLER

Osmanlı Devleti Birinci Cihan Harbi'nden mağlup çıkınca, düşman devletler İstanbul'u işgâl etmişti. (15-16 Mart 1920)

İşgâlciler Ayasofya'ya çan takıp, fethin sembolü olan bu câmiyi kiliseye çevirmek istiyorlardı. İşgâlcilerin bu planını haber alan Padişah Vahîdeddin, kendi husûsi muhâfızlarını Ayasofya'yı korumakla vazifelendirdi. Muhâfızlara;

"İşgâl kuvvetlerinden yaklaşan olursa, derhal ateş etmelerini; ölüm pahasına da olsa, düşmanı Ayasofya'ya yaklaştırmamalarını" emretti.

AYASOFYA'DA İLK CUMA NAMAZI

Sultan Fatih Mehmed, Bizanslıların İstanbul'u Türklere teslim etmeleri üzerine, öğlen üzeri Topkapı' dan şehre girdi. Padişah, Bizans halkının tezahüratı ve Türk askerinin tekbir ve ezanları ile Ayasofya'ya geldi. Mâ'bedde toplanmış olan kadınlı - erkekli onbinlerce halk, başlarında büyük rütbeli rahipler olduğu halde, Doğu Roma Fatih'ini at üzerinde mabedin Kapısının önünde görünce ağlayarak secdeye kapandılar. Büyük Türk Hakanı onları sükûta ve sükûna dâvet etti. Sonra beşer tarihinin ender gördüğü şu tarihî cümleleri ile hükmünü açıkladı : «Kalkınız.

KUR'ÂN, FRANSA'DAN KUVVETLİ İSE BEN NE YAPAYIM?

Cezayir'in istilâsından yüz sene geçtikten sonra bir Fransız hâkimi Cezayir'de şunları söylüyor: "Kur'ân'ı aralarından kaldırmalıyız. Müslümanlar'ı yenebilmemiz için Arapça'yı yasaklayıp, söküp atmalıyız!" (el-Menâr, 09.11.1926)

Bu ve buna benzer mesajlar, Fransa'da garip uygulamalara sebep oldu. Cezayirli gençlerin kalbinden Kur'ân'ı ve onun tesirlerini kaldırmak için çalışmalara başladılar. Bunlardan birisi şöyle cereyan etti:

BU DİN GARİP OLARAK BAŞLADI...

Hadîs-i şerifte buyuruldu ki:

"Bu din garip olarak başladı. Başladığı gibi garip olarak avdet eder (döner). Gariplere ne mutlu! O garipler ki, (benden sonra) insanların sünnetimden bozdukları şeyi ıslah ederler." (Tirmizî, İman 2632)

Hadîs-i şeriften, bazı âlimler;

"kıyâmete yakın İslâm dîni, tıpkı başlangıçta olduğu gibi, garip olarak avdet edecek; yani, akıl almaz bir muvaffakiyet ve inkişaf kaydederek geri dönecek" mânâsını anlamışlardır.

«NASREDDÎN HOCA'NIN TÜRBESİ...»

Nasreddin Hoca merhumun doğumu 1208'de, vefatı İ283'dedir,: Türbesi Akşehir'dedir, Türbenin eski hali, sütunlara dayalı bir çadır şeklindeydi. Duyarsız olmakla beraber koca bir kilitle kapatılmış bir kapısı yardı. Bu kilidin, onun nükteli mizacım ifade etmek için konulduğu anlaşılıyor. Halk arasında garip bir görünüşü anlatmak için kullanılan «Nasreddin Hpca' nın türbesi gibi...> sözü buradan geliyor.

Mart 26th

Bu din garip geldi garip gidecek hadisindeki müjde

Peygamber efendimiz bir hadisi şerifinde "bu din garip geldi garip gidecek" buyuruyor buradan ne anlamalıyız nasıl anlamalıyız. Bu sözde göremediğimiz nedir?

Bu söz yıllardır kafamı kurculuyordu. Çok kere olur olmaz yerde söylenir islamın garip kalacağı, zor günler yaşayacağı, hatta hafazan Allah yok olacağı vurgulanır hep..

Ve bir korku salar kalplere.. Çalışma mücadele azmini kırar. Yenilmişlik duygusu yaşatır.

Gerçekten öyle mi?

Yıllardır hep yanlış mı anladık. Ya da bu hadisteki sırrı kimse çözemedi mi?

Sitemiz sizce nasıl?

Son yorumlar

  • Selam
    5 years 30 weeks önce