Archive - 2012

Tarih
  • Tümü
  • Oca
  • Şub
  • Mar
  • Nis
  • Mayıs
  • Haz
  • Tem
  • Ağu
  • Eyl
  • Eki
  • Kas
  • Ara
Tür

Nisan 4th

İÇKİNİN ZARARLARI

İçkinin bir çok zararları vardır. Bazılarını şöyle sıralayabiliriz :
1 - İçki, beyin dokularının asabi faaliyetleri üzerinde menfî tesir yapar, hafızayı zayıflatır, hatta hafızayı kaybetmeye kadar götürür.
2 - Alkol, sinir sisteminde, beslenme rejiminde menfi değişiklikler yapar, damar sertliğine sebep olur.
3 - İçki, mikroplara karşı vücudun bekçileri olan akyuvarları zayıflatır, bunun sonucunda vücûd hastalıklara hedef olur.
4 - Bira, bağırsaklardan kana, kandan böbreklere geçerken kalbi menfi yönde etkiler.

SİGARANIN ZARARLARI

Her gün tüketilen tonlarca sigara ile neler kaybediyoruz? Para, döviz, zaman ve en önemlisi sağlığımızı. Tıp otoriteleri sigaranın kandaki hemoglobini bağladığını, dolayısıyla kanın yüzde onunu çalışmaz hale getirdiğini açıklıyorlar.

İÇKİ KÖTÜLÜKLERİN ANASIDIR

İçki, israfın en büyüğü, iflasın en korkuncu, millîye ferdî ahlâkımızı felce uğratan musibetlerin en amansız kaynağıdır.

Günah ve kötülükler doğuran bu kaynak kurutulmadıkça cinayetlerin, kazaların, şehvanî duyguların, içtimaî hastalıkların, millet hayatındaki maddî ve manevî tahribatın önüne geçilemez.

İçki ve uyuşturucu madde alışkanlığının devletleri çökerttiği, en büyük milletleri yok ettiği bilinen bir gerçektir.

ÜŞÜTÜNCE NİÇİN BURNUMUZ AKAR?

Üşütünce hemen burnumuz akmaya başlar. Uzun süren kış aylarında bir türlü mendillerden kurtulamayız. Kimi zaman bizi canımızdan bezdiren nezle, sürekli akan burun, vücudun kendini müdafaa yoludur da. Burnumuzun iç bölgelerindeki hücreler, mikroplan dışarıya atabilmek için ifrazata yolaçar. Burundaki akıntı, vücudun soğukalgınlığını yenmek için uyguladığı savaşın bir parçasıdır.

ÇOCUKLARIN OYUNUNA KATILMAK

Peygamber Efendimiz, kızları Hz. Zeynep'ten to-runu olan Ümâme namazda sırtına çıkınca onu azarlamaz, ona şefkatle davranırdı. Torunları Hasan ve Hüseyin'le yakinen ilgilenir onları sırtına alıp götürür, mescidde gördüğünde de alâlaka gösterirdi. Yer yer çocukların oyununa katılır, yolda gördüğünde onları devesine bindirir, onların dünyasına girerdi. Sevgili Peygamberimiz sâdece torunlarına değil, bütün müslüman çocuklarına aynı alâkayı gösterirdi. Bu sebeple sokaklarda küçük çocukların "Yâ Resûlullah!" nidaları ayrı bir güzellik taşırdı.

ÇOCUĞUNUZU DURMADAN METHETMEYİN

Çocuğunuzu çok seversiniz muhakkak.
Onun yaptıkları sizi sevindirir, elinizde olmadan, iftihar ettiğiniz yavrunuzun meziyetlerini başkalarının da öğrenmesini istersiniz. Bu çok normaldir. Ama bunun ölçüsünü asla aşmamak lâzımdır. Aşırı şekilde çocuğunuzla övünürseniz, hem çevre nin garip karşılamasına, hatta sıkılmasına sebep olursunuz. Hem de çocuk «Nasıl olsa beğeniliyorum. Şunları yapmam için gayret göstermeme lüzum yok düşüncesine kapılabilir.
Hem unutmayın, sizin için çok kıymetli olan yavrunuz, başkasını pek o kadar da ilgilendirmiyebilir.

CEMİYETİN YARALARINA MERHEM OLAN VAKIFLAR

İstanbul'da yardıma muhtaç insanlar (yaşlılar, talebeler, fakirler, yolcular, garipler v.s.) ile yardımları onlara ulaştıran müesseseler (câmiler, tekkeler, aşevleri, sebiller v.s.) ta fetihten itibaren vakıflar tarafından finanse edilegelmiştir.
İstanbul vakıfları tahrir defterine göre şehirde bulunan vakıfların (dükkân kiraları, han-hamam ve benzeri işletmeleri, arâzî icarları v.s.) dökümleri şöyledir:
(İlk verilen rakamlar 1546; ikinciler 1596 yılındaki adetleri gösterir.)
- Ayasofya Vakfı 191, 345;
- Mahmud Paşa Vakfı 152, 335;
- Ali Paşa Vakfı 44, 76;

HANGİ UYKU DAHA DİNLENDİRİCİ?

NASA (Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi) tarafından desteklenen bir araştırmada, uykuya ayrılan üç saat gibi kısa zaman zarfının en iyi nasıl değerlendirilebileceği araştırılıyor.

SURLARIN DİBİNDEKİ İKİNCİ AYASOFYA

İstanbul'un, Bizans döneminden kalma en önemli eseri denince akla ilk gelen, şüphesiz Ayasofya'dır. Ayasofya, İslâm dünyası için olduğu gibi, Hıristiyan dünyası için de bir semboldür. Ancak Bizans döneminden kalma bir eser daha var ki, o da taşıdığı hususiyetler itibariyle Ayasofya'dan sonra istanbul'un en meşhur Bizans devri eseri hüviyetindedir. Fâtih Sultan Mehmed Hân (k.s.) hazretlerinin İstanbul'u fethetmesinden sonra câmiye tahvil edilen altı kiliseden biri olan Kariye veya eski adıyla St. Savior Kilisesi'dir.

AYASOFYA VE İŞGÂLCİLER

Osmanlı Devleti Birinci Cihan Harbi'nden mağlup çıkınca, düşman devletler İstanbul'u işgâl etmişti. (15-16 Mart 1920)

İşgâlciler Ayasofya'ya çan takıp, fethin sembolü olan bu câmiyi kiliseye çevirmek istiyorlardı. İşgâlcilerin bu planını haber alan Padişah Vahîdeddin, kendi husûsi muhâfızlarını Ayasofya'yı korumakla vazifelendirdi. Muhâfızlara;

"İşgâl kuvvetlerinden yaklaşan olursa, derhal ateş etmelerini; ölüm pahasına da olsa, düşmanı Ayasofya'ya yaklaştırmamalarını" emretti.

Son yorumlar

  • Selam
    4 years 43 weeks önce